İşte size biz Türklerin tarihsel süreç içerisinde, kendimize mal ettiğimiz ve aynı zamanda, kendimizi tanımlamada kullandığımız, numune-i imtisal cümlelerden bir kesit.
Milliyetimizi ön plana çıkaran, bizim diğer milletlerden faklı olduğumuzu ifade eden cümleler bizi daima heyecanlandırır. Bunun bir göstergesi olarak; Türkiye de milliyetçi, yerel,söylemlerle propaganda yapan partiler, daima iktidara yürümüşler ve her zaman milletten prim almışlardır. Çünkü bu söylemler bir Türk olarak bizleri heyecanlandırmıştır. Nasıl heyecanlanmayız ki; bir kalemde IMF’ yi kovuyorlar, bağımsız bir Türkiye diyorlar.
Bu sözlerin ortaya çıktığı dönem itibariyle, hak edilen, bize yakışır bir takım sözler olduğunu söyleyebiliriz. Ancak günümüz itibariyle bu söylemler bizim avunma aracımız olarak, dillerde pelesenk olmuştur. Belki de 20 ve 21. yüzyıl da Türk insanının iktisadi ve teknolojik alanda geri kalmışlığımızı bu gibi sözlerle kamufle edilmeye çalışıyoruz.
Biz de, kelam daima eylemin önünde yer almıştır.Böylece Türk insanının kendine özgü davranış tarzı, kendine özgü tepkileri ortaya çıkmıştır.İşte benim dikkatimi çeken, sizinde defalarca gözlemlediğiniz, Türk insanının kendine özgü özellikleri:
- Kelam fazla, eylem azdır bizde
Biz konuşmalarımızla dünyayı kurtarırız ama yaptıklarımızla kendimizi bile kurtaramayız. Konuşmaya gelince; vatan millet Sakarya; icraata sıra gelince; “önden arkadaşlar buyursun” deriz. Biz çoğu zaman konuşmaktan iş yapmaya vakit bulamayız. Konuştuğumuz kadar icraatta bulunsak bu ülkenin mamur bir hal alması yüksek bir ihtimal.
Eğer bir yerde;
İnsanlar hükümet kurup hükümet yıkıyorsa;
Kahvehane köşeleri ülke istikbalinin şekillendirildiği yerlerse;
Ben ........ olsaydım şööyle şööle yapardım,
diyen birilerine rastlarsanız, hiç tereddüt etmeden, Türkiye de bir Türkün konuşmalarına şahit olduğunuzun kanısına varabilirsiniz.
-Söylediklerimizle yaptıklarımız birbirleriyle tezat teşkil eder.
Söylemlerimiz mükemmel ama yaptıklarımız onun tam tersidir. Bir yerde tekamül’ün gerçekleşebilmesi için, yaptıklarımızın söylediklerimizi desteklemesi gerekir. Ama maalesef, kendimizin en büyük yalancısı yine kendi yaptıklarımızdır.
Bir yerde;
Ülkenin doğruluk, dürüstlük ve vicdan sahibi insanların omuzlarında kalkınacağını
söyleyen çay ocağı işletmecisi, çay bardağını yarım dolduruyorsa,
“Bu ülkenin kurtuluşu eğitimden geçer kardeşim” deyip okul hayatında kopya çekme rekorları kırmışsa,
anlayın ki orada Türkler yaşıyor.
-Başarısızlıklar yüksek sesle eleştirilir; başarısızlıklar kısık sesle takdir edilir bizde.
Bizde başarılar bazılarının ipoteği altındadır. Onun için sizin ona ulaşmanız yadırganır. Dolayısıyla başarı sizin işiniz değildir. Siz ilelebet başarısızlığa mahkumsunuz.Bizim ülkemizde, başarısız olmuşsanız yerin dibine sokulur; acımasızca eleştirilirsiniz. Ama başarılı olduğunuzda, hak ettiğiniz takdir dolu sözleri duymakta zorlanırsınız.
Hata yapan birinin ardından sen salaksın diye bağırılıyorsa,
Başarılı olanlara iç seslendirmeyle “maalesef güzel bir iş başarmış” deniyorsa,
Orası kesinlikle Türkiye cumhuriyetine bağlı bir yerleşim merkezidir!
-Felaket tellallığın yapmada üzerine yoktur.
Biz düşüncelerimizi olumsuzluklar üzerine bina etmeye alışmışız.Hayal dünyamızda iyiye güzele yer yoktur. Bizim dünyamızda, fırtınalar, tipiler, boranlar vardır sadece; bizde asla güneş doğmaz. Kiminle konuşsanız karşınıza bir felaket tellalı çıkar ülkemizde. Kim bilir belki de bu düşüncelerimiz dua yerine geçiyordur.
Bir yerde,
“Bu ülke adam olmaz,
Eğitim sorununun çözülmesi imkansız, bu sorun kronik bir vak’a haline gelmiş artık,
Siyasetle bu iş olmuyor kardeşim,
Ülkeyi yiye yiye bitirdiler, iyi ki bu ülke hala ayakta duruyor,
İstanbul bir deprem olsa taş taş üstünde kalmaz maazallah, buna karşın hiçbir tedbir de almıyorlar”
Diyen birilerine rastlarsanız bilin ki ırkdaşınızla karşılaşmışınızdır.
-Gösteriş düşkünüyüz.
Caka satmaya, gösterişe azami derecede düşkünüz Türk milleti olarak. Seyrani’nin dediği gibi “........” karnımızı doyuramazsak da mecbur hissederiz kendimizi; otomobilin son modeline binmeye, cep telefonunun en iyisini kullanmaya. Biz önemli ve vazgeçilmeyiz ya . Hiç düşünmeyiz mezarlıkların kendilerini vazgeçilmez zannedenlerle dolu olduğunu.
Bir elinde ankesörlü telefonun ahizesi, diğer elinde son model cep telefonu ve cep telefonundan arayacağı numarayı bulmaya çalışan birisini görürseniz ...
Ya da yirmi milyarlık arabayla dolaşan, fakat yakıt ibresi her zaman kırmızıyı gösteren bir kişiye rastlarsanız, kesinlikle bir Türkle karşılaşmışsınızdır.
Türk insanının karakteristik birkaç özelliğini ironik bir dille belirtmemiz, Türk insanını küçümsediğimiz anlamına gelmez. Nitekim Türk insanının bu özelliklerinin yanında, başka hiçbir millette bulunmayan, yazılamayacak kadar çok haslete sahip olduğumuz malum-u alinizdir.